Organik tarımın gelişimi Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile de yeniden şekillenen sürdürülebilir üretim ve tüketim anlayışı ile yeni bir döneme giriyor. Bu dönem Organik 3.0 olarak adlandırılıyor. Organik gelişim, Organik 1.0 dönemi 1900’li yılların başında tarımda radikal bir değişim ihtiyacını görerek başladı, Organik 2.0 dönemi ile 1970’li yıllarda standart ve yasal dayanaklar oluşturuldu, Organik 3.0 dönemi ise organik tarımı gezegenimizin karşılaştığı sorunların çok taraflı çözümünün bir parçası olarak konumlandırmayı hedefliyor. 2015 yılı, Birleşmiş Milletler tarafından 2030 yılına kadar yoksulluğu sona erdirmek, eşitsizlik ve adaletsizlikle mücadele etmek ve iklim değişikliğinin üstesinden gelmek amacıyla belirlenen 17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefininin (SDGs) ilan edilmesi ve COP21 İklim Değişikliği Paris Konferansı gibi çok önemli gelişmelere sahne oldu. Bu gelişmeler, organik tarımın yoksulluk, açlık, su kaynakları, sürdürülebilir üretim ve tüketim, iklim değişikliği, ekosistem ve biyolojik çeşitlilik ile ilgili hedeflere ulaşmak için önemli bir role sahip olduğunu gösteriyor. Organik tarım yeni dönemde, yenilikçilik kültürü, en iyi örnekler için sürekli ilerleme, kapsayıcı ve şeffaf katılım, tüm değer zincirinde ekoloji, toplum, ekonomi, kültür gibi tüm sürdürülebilirlik konularını içerme, özellikle toplumsal cinsiyet ve adil ticaret boyutunda çiftlikten üreticiye kadar bütüncül bir güçlendirme, doğru ve adil fiyatlandırma prensipleri ile öne çıkıyor.
Organik tarım ve gıda ürünleri dışında, ekolojik otel ve restoranlar, organik tekstil, sağlık ürünleri ve bunlarla ilgili mağazalar giderek çoğalıyor. Sürdürülebilir tarım ve kalkınma açısından birçok hükümet ve ulusal ve uluslararası kuruluşlar organik tarımın yaygınlaştırılması, organik gıda pazarı ve ticaretinin teşvik edilmesi için büyük çaba gösteriyor.
Dünyadaki organik tarım ile ilgili istatistikler için
http://www.organic-world.net/fr/statistics/statistics-data-tables/maps.html